
Samsun Bel Soğukluğu (Gonore) Tedavisi
Bel soğukluğu adıyla bilinen gonore, cinsel yolla bulaşan bakteriyel bir enfeksiyondur. Kadınlarda çoğu zaman sessiz seyreder; doğru testle tanı konduğunda hekim gözetiminde antibiyotikle tedavi edilir.
Genel Bakış
Bel soğukluğu tedavisi, halk arasında bel soğukluğu olarak bilinen gonore enfeksiyonunun antibiyotik tedavisiyle yönetilmesini kapsar.
İsim yanıltıcıdır: bu hastalığın bel ağrısıyla, üşümeyle ya da kas-iskelet sistemiyle hiçbir ilgisi yoktur. Neisseria gonorrhoeae adlı bakterinin yol açtığı, cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur ve idrar yolları ile üreme organlarının iç yüzeyini döşeyen dokuyu tutar.
Belirtileri çoğunlukla idrar yaparken yanma, akıntıda artış ve kasık bölgesinde rahatsızlık şeklinde ortaya çıkar. Kadınlarda ise sıklıkla hiçbir şikâyet vermeden ilerleyebilir.
Bu sessiz seyir, enfeksiyonun fark edilmeden yukarı üreme yollarına ulaşmasına ve pelvik inflamatuar hastalık gibi sorunlara zemin hazırlamasına neden olabilir. Erken tanı bu nedenle önemlidir.
Gonore, doğru antibiyotik seçimiyle genellikle iyi yanıt veren bir enfeksiyondur. Ancak son yıllarda artan antibiyotik direnci nedeniyle ilaç seçimi ve süresi mutlaka hekim tarafından belirlenmelidir. Eczaneden alınan rastgele ilaçlar veya yarım bırakılan kürler, hem tedaviyi başarısız kılar hem de direnç sorununu büyütür.
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, herhangi bir sağlık sorunu gibi değerlendirilmesi gereken tıbbi durumlardır; test olmak ve tedaviye başlamak utanılacak bir şey değil, sağlığı koruyan bir adımdır.
Samsun Atakum'daki muayenehanemizde cinsel yolla bulaşan hastalıklarda tanı, tedavi ve takip süreçlerini gizlilik esasıyla yürütüyoruz.
Bel Soğukluğu Nedir?
Bel soğukluğu, tıp dilinde gonore veya gonokok enfeksiyonu olarak adlandırılan bakteriyel bir cinsel yolla bulaşan enfeksiyondur. Etkeni Neisseria gonorrhoeae adlı gram negatif bakteridir.
Bu bakteri vücutta rahim ağzı, idrar kanalı, rektum, boğaz ve gözün iç zarı gibi mukoza dokularına yerleşerek çoğalır.
Halk arasındaki adının nereden geldiği konusunda net bir kaynak yoktur; eski dönemlerde kasık ve bel bölgesindeki ağrıların bu enfeksiyonla ilişkilendirilmesinden kaynaklandığı düşünülür.
Buna karşın hastalığın bel bölgesiyle anatomik bir bağlantısı bulunmaz. Bel ağrısı şikâyetiyle başvuran kişilerde gonore araştırılması gereken bir durum değildir.
Bulaşma yolu korunmasız vajinal, anal veya oral cinsel temastır. Bakteri vücut dışında uzun süre canlı kalamadığı için havlu, tuvalet oturağı, havuz, bardak veya ortak kullanılan eşyalarla bulaşma pratikte beklenmez. Bu bilgi, gereksiz kaygı ve yanlış suçlamaların önüne geçmek açısından önemlidir.
Enfeksiyona yakalanma olasılığını artıran başlıca durumlar korunmasız cinsel ilişki, birden fazla partnerle temas ve partnerin cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon taşımasıdır. Genç yaş grubunda görülme sıklığı daha yüksektir. Bu bilgiler kişileri yargılamak için değil, kimlerin test yaptırmasının yararlı olacağını belirlemek için kullanılır.
Doğum sırasında anne adayında tedavi edilmemiş enfeksiyon varsa bebeğe geçiş mümkündür. Bu durumda bebekte en sık göz enfeksiyonu görülür ve zamanında müdahale edilmezse görme sorunlarına yol açabilir. Gebelik takibinde risk değerlendirmesi yapılmasının nedenlerinden biri budur.
Enfeksiyon çoğunlukla tek başına bulunmaz. Klamidya başta olmak üzere diğer cinsel yolla bulaşan etkenler sıklıkla gonoreye eşlik eder. Bu nedenle tanı konulan kişilerde geniş bir tarama yapılması, gözden kaçan bir enfeksiyonun sonradan sorun çıkarmasını önler.
Gonorenin son yıllarda daha çok gündeme gelmesinin nedenlerinden biri, bakterinin geçmişte etkili olan bazı antibiyotiklere karşı direnç kazanmasıdır.
Bu durum, tedavinin hekim kontrolünde ve güncel rehberlere uygun biçimde yürütülmesini her zamankinden önemli hâle getirmiştir. Kendi kendine ilaç kullanımı direncin yayılmasına katkıda bulunur.
Etken: Neisseria gonorrhoeae adlı bakteri
Bulaşma: korunmasız vajinal, anal veya oral temas
Doğum sırasında anneden bebeğe geçiş mümkündür
Ortak eşya, havlu ve tuvaletle bulaşma beklenmez
Klamidya ve diğer enfeksiyonlarla birlikte görülebilir
Bel ağrısı, üşüme veya soğuk algınlığıyla ilişkisi yoktur
Bel Soğukluğu Semptomları ve Tanı Süreci
Belirtiler genellikle temastan sonraki günler içinde ortaya çıkar; bu süre kişiden kişiye değişebilir. Kadınlarda tablo çoğu zaman siliktir ve vajinal akıntıdaki artış ya da renk değişimi mantar enfeksiyonu gibi daha sık görülen durumlarla karıştırılabilir.
Bu benzerlik, tanının gecikmesindeki en önemli nedenlerden biridir.
Kadınlarda görülebilen şikâyetler arasında idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma isteği, kasık ve alt karın bölgesinde ağrı, cinsel ilişki sırasında rahatsızlık, ilişki sonrası lekelenme ve adet dönemleri arasında kanama yer alır. Şikâyetlerin hafif olması enfeksiyonun hafif seyrettiği anlamına gelmez.
Erkeklerde tablo genellikle daha gürültülüdür. İdrar kanalından gelen yoğun akıntı ve idrar yaparken belirgin yanma en sık görülen bulgulardır. Oral temas sonrası boğazda, anal temas sonrası rektumda tutulum gelişebilir; bu bölgelerdeki enfeksiyonlar sıklıkla belirti vermeden ilerler ve ancak hedefe yönelik testle saptanır.
Ateş, şiddetli alt karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi bulgular enfeksiyonun yukarı üreme yollarına ilerlediğine işaret edebilir.
Nadiren bakteri kana karışarak eklem ağrısı ve ciltte döküntü gibi yaygın belirtilere yol açar. Bu tablolarda beklemek yerine vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Test yaptırması önerilen gruplar arasında korunmasız temas sonrası şikâyeti olanlar, partnerinde cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon saptananlar, yeni bir ilişki başlatanlar ve gebelik planlayan çiftler yer alır.
Şikâyeti olmayan kişilerde de tarama yapılması, sessiz seyreden tabloların erken yakalanmasını sağlar.
Tanı, şikâyetlere değil laboratuvar sonucuna dayanır. Günümüzde altın standart; servikal, üretral veya vajinal sürüntü örneğinde ya da idrar örneğinde yapılan moleküler testtir.
NAAT veya PCR olarak bilinen bu yöntem, bakterinin genetik materyalini çok düşük miktarlarda bile saptayabildiği için belirtisiz kişilerde de güvenilir sonuç verir.
Kültür yöntemi ise antibiyotik duyarlılığını göstermesi açısından değerlidir. Özellikle tedaviye yanıt alınamayan ya da direnç şüphesi bulunan durumlarda kültür istenir.
Örnek alımı ayaktan yapılan, kısa süren bir işlemdir ve genellikle rahatsızlık vermez. Gerekli görüldüğünde eşlik eden enfeksiyonlar için kan örneği alınması da planlanabilir.
Test sonucunun çıkma süresi çalışılan yönteme ve laboratuvarın çalışma düzenine göre değişir.
Moleküler testler genellikle birkaç gün içinde sonuçlanırken, kültür daha uzun sürebilir. Belirtileri belirgin olan kişilerde, sonuç beklenirken tedaviye başlamayı tercih edebiliyoruz.
Moleküler test (NAAT/PCR): sürüntü veya idrar örneğinde çalışılır; belirtisiz kişilerde de yüksek duyarlılık sağlar.
Kültür: sürüntü örneğinde çalışılır; hangi antibiyotiğin etkili olabileceğini gösterir.
Mikroskobik inceleme: sürüntü yaymasında hızlı ön bilgi verir, tek başına yeterli değildir.
Eşlik eden CYBE taraması: kan veya sürüntü örneğiyle klamidya ve diğer etkenleri araştırır.
Bel Soğukluğu Tedavi Süreci
Tedavinin temeli, uygun antibiyotiğin hekim gözetiminde kullanılmasıdır. Bakterinin birçok antibiyotiğe karşı direnç geliştirmiş olması nedeniyle ilaç seçimi güncel rehberlere göre yapılır. Günümüzde çoğunlukla kas içi yoldan uygulanan bir antibiyotik tercih edilir; klamidya dışlanmamışsa ağızdan kullanılan ek bir antibiyotik tedaviye eklenebilir.
Doz ve süre kişinin yaşına, kilosuna, alerji öyküsüne, gebelik durumuna ve enfeksiyonun tuttuğu bölgeye göre hekim tarafından belirlenir.
Tedavi tek doz uygulama şeklinde olabileceği gibi birkaç günlük bir kürle desteklenebilir. İnternetten ya da çevreden duyulan şemaların uygulanması hem yetersiz kalır hem de direnci artırır.
Tedavinin ayrılmaz bir parçası partner değerlendirmesidir. Son dönemdeki cinsel partnerlerin hiçbir şikâyeti olmasa dahi test edilip gerekirse tedavi edilmesi gerekir. Aksi hâlde iyileşen kişiye yeniden bulaş olur ve süreç baştan başlar.
Bu konuşma suçlama üzerinden değil, karşılıklı sağlığın korunması çerçevesinde yürütüldüğünde çok daha kolay ilerler.
Tedavinin bir diğer amacı, mevcut şikâyetleri gidermenin ötesinde ileride ortaya çıkabilecek sorunları önlemektir.
Zamanında ve eksiksiz uygulanan tedavi; enfeksiyonun rahim ve tüplere ilerlemesi, kronik kasık ağrısı gelişmesi ve üreme sağlığının etkilenmesi gibi sonuçların önüne geçmeye yardımcı olur. Bu nedenle şikâyetler geçse bile süreç yarıda bırakılmamalıdır.
Randevu ve Başvuru
Kadınlarda akıntı, idrarda yanma, kasık ağrısı veya düzensiz kanama gibi şikâyetler kadın hastalıkları ve doğum uzmanının değerlendirme alanına girer.
Erkeklerde üroloji bölümü ön plandadır. Yalnızca partnerinde enfeksiyon saptandığı için başvuran, kendisinde hiçbir şikâyet bulunmayan kişiler de aynı şekilde değerlendirilir.
İlk görüşmede şikâyetlerin ne zaman başladığı, süresi, daha önce kullanılan ilaçlar, alerji öyküsü ve gebelik ihtimali sorgulanır. Bu bilgiler doğru testin seçilmesi için gereklidir. Görüşmenin gizlilik içinde yürütülmesi standart uygulamadır; anlatılanlar tıbbi kayıt kapsamında korunur.
Ardından jinekolojik muayene yapılır ve uygun bölgelerden örnek alınır. Şikâyeti olmayan kişilerde de örnek alınabilir, çünkü sessiz enfeksiyon oldukça sık görülür. Randevu öncesinde mümkünse birkaç saat idrara çıkmamak ve muayene gününde vajinal duş yapmamak, örneğin kalitesini artırır.
Muayeneye giderken daha önce yapılmış test sonuçlarının, kullanılan ilaç kutularının ve varsa reçetelerin yanınızda bulunması değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Adet döneminde olmak muayeneyi engellemez; yine de örnek alımı açısından uygun günü hekimle konuşmak yararlıdır. Görüşmede partner değerlendirmesinin nasıl planlanacağı da ele alınır.
Samsun ve çevresinde bu konuda başvuru yapmak isteyen kişiler, muayenehanemizden randevu alarak süreci başlatabilir.
Tedavi Planının Hazırlanması
Plan hazırlanırken enfeksiyonun yalnızca alt üreme yollarında mı kaldığı, yoksa rahim ve tüplere doğru ilerleyip ilerlemediği değerlendirilir. Pelvik inflamatuar hastalık düşünülen durumlarda tedavi daha kapsamlı ve daha uzun sürelidir.
Ateş, şiddetli karın ağrısı veya genel durum bozukluğu varsa hastanede damar yolundan uygulama gerekebilir.
Gebelikte kullanılabilecek antibiyotikler sınırlıdır; bu nedenle gebelik durumu tedavi planını doğrudan etkiler. Bilinen ilaç alerjileri de alternatif seçeneklere yönelmeyi gerektirebilir.
Emzirme dönemi, kronik hastalıklar ve düzenli kullanılan diğer ilaçlar da dikkate alınan başlıklar arasındadır.
Tedavi planı sadece ilaçtan ibaret değildir. Tedavi tamamlanana ve belirtiler tamamen geçene kadar cinsel perhiz uygulanması, partnerlerin bilgilendirilmesi ve kontrol randevusunun belirlenmesi de plana dahildir.
Bu üç başlığın eksiksiz uygulanması, sonucu doğrudan etkileyen unsurlardır.
Plan oluşturulurken kişinin günlük yaşam düzeni de dikkate alınır; ilacın hangi saatlerde daha kolay kullanılabileceği ve kontrol randevusuna hangi gün gelinebileceği gibi ayrıntılar tedaviye uyumu doğrudan etkiler.
Sürecin baştan net biçimde anlatılması, tedavinin yarıda bırakılma olasılığını azaltan en basit önlemlerden biridir.
Enfeksiyonun tuttuğu bölgenin belirlenmesi
Gebelik, emzirme ve alerji durumunun değerlendirilmesi
Eşlik eden enfeksiyonlara yönelik ek tarama
Partnerlerin test ve tedavi planına dahil edilmesi
Cinsel perhiz süresinin netleştirilmesi
Kontrol randevusunun planlanması
İyileşme Döneminde Dikkat Edilecekler
İyileşme döneminin en kritik kuralı, hekimin belirlediği ilacın belirlediği şekilde tamamlanmasıdır. Şikâyetler ilk günlerde belirgin biçimde azalabilir; bu, bakterinin tamamen temizlendiği anlamına gelmez.
Erken bırakılan tedavi, dirençli bakterilerin hayatta kalmasına ve enfeksiyonun tekrarlamasına zemin hazırlar.
Tedavi tamamlanana ve belirtiler geçene kadar cinsel ilişkiden uzak durulması gerekir. Bu sürenin ne kadar olacağını hekim belirtir. Partner de tedavi görüyorsa, her ikisinin süreci tamamlanmadan ilişkiye başlanması karşılıklı bulaşa yol açar ve yapılan tedaviyi anlamsız kılar.
Antibiyotik kullanımı sırasında bulantı, ishal veya mide rahatsızlığı gibi yan etkiler görülebilir.
Bu durumlarda ilacı kendiliğinden kesmek yerine hekime bilgi vermek doğru yaklaşımdır. Döküntü, nefes darlığı veya yüzde şişme gibi alerjik belirtilerde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Genital bölgede vajinal duş, parfümlü temizleyici ve sert sabun kullanımından kaçınılmalıdır. Bu ürünler mukozayı tahriş ederek şikâyetleri uzatabilir. Pamuklu ve dar olmayan iç çamaşırı tercih etmek, bölgeyi kuru tutmak iyileşme sürecini destekler.
Bitkisel karışımlar, sirkeli uygulamalar veya internette önerilen ev yöntemleri gonore bakterisini ortadan kaldırmaz.
Bu yöntemlere yönelmek yalnızca tedaviyi geciktirir ve komplikasyon riskini artırır. Bol su içmek ve dengeli beslenmek genel iyilik hâlini destekler, ancak antibiyotiğin yerini tutmaz.
İyileşme dönemi, korunma alışkanlıklarını gözden geçirmek için de uygun bir zamandır. Doğru ve düzenli kondom kullanımı, bu enfeksiyonun yeniden bulaşma riskini azaltan en etkili yöntem olarak öne çıkar.
Doğum kontrol hapı gibi yalnızca gebelikten koruyan yöntemlerin cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruma sağlamadığı unutulmamalıdır.
Günlük yaşama dönüş için özel bir kısıtlama gerekmez; işe gitmek, yürüyüş yapmak ve normal beslenme düzenini sürdürmek mümkündür.
Yalnızca şikâyetlerin belirgin olduğu günlerde ağır fiziksel aktiviteyi azaltmak rahatlatıcı olabilir. Uyku düzenine dikkat etmek ve alkol tüketimini sınırlamak da bu dönemde yararlıdır.
İlaç kürü şikâyetler geçse bile hekimin belirttiği gibi tamamlanmalı
Tedavi bitene kadar cinsel perhiz sürdürülmeli
Partnerin tedavisi eş zamanlı planlanmalı
Vajinal duş ve parfümlü ürünlerden kaçınılmalı
Yan etkiler hekime bildirilmeli, ilaç kendiliğinden kesilmemeli
Bitkisel ve ev yöntemleri antibiyotik yerine kullanılmamalı
Tedavi Sonrası Beklentiler ve Takip Süreci
Uygun antibiyotik tedavisiyle gonore enfeksiyonu genellikle iyi yanıt verir. Yine de sonucu belirleyen tek unsur ilaç değildir; tedaviye uyum, partnerin de tedavi edilmesi ve cinsel perhiz kuralına uyulması başarıyı doğrudan etkileyen faktörlerdir.
Bu üç başlıkta aksama olduğunda tekrarlayan enfeksiyon riski belirgin biçimde artar.
Tedavi başarılı olduğunda mevcut enfeksiyon ortadan kalkar, ancak bu bağışıklık kazanıldığı anlamına gelmez. Aynı kişi ileride yeniden aynı enfeksiyonu geçirebilir. Bu nedenle korunma yöntemleri tedavi sonrasında da önemini korur.
Bu dönemde en sık merak edilen konulardan biri, enfeksiyonun gebelik planlarını etkileyip etkilemeyeceğidir.
Erken dönemde tedavi edilen tablolarda üreme sağlığında kalıcı bir sorun beklenmez; ancak enfeksiyon yukarı üreme yollarına ilerlemişse ek değerlendirme gerekebilir. Gebelik planı olan kişilerin bunu hekimle paylaşması, takibin buna göre düzenlenmesini sağlar.
İlk İyileşme Belirtileri ve Zaman Çizelgesi
Akıntı ve idrarda yanma gibi şikâyetlerde azalma genellikle tedavinin ilk günlerinde hissedilmeye başlar.
Rahatlamanın hızı kişiden kişiye ve enfeksiyonun yaygınlığına göre değişir. Bu iyileşme hissi tek başına bakterinin temizlendiğini kanıtlamaz; net bilgi ancak gerektiğinde yapılan kontrol testiyle elde edilir.
Kasık ve alt karın ağrısı, özellikle enfeksiyon yukarı üreme yollarına ulaşmışsa daha geç geriler. Bu durumda toparlanma birkaç haftayı bulabilir. Adet düzensizliği veya ilişki sonrası lekelenme gibi bulgular da dokunun iyileşmesiyle birlikte kademeli olarak azalır.
Şikâyetler tedavi tamamlandıktan sonra da sürüyorsa ya da geçtikten sonra yeniden başlıyorsa mutlaka hekime bilgi verilmelidir. Bu tablo dirençli bakteri, yeniden bulaş veya eşlik eden başka bir enfeksiyon anlamına gelebilir ve ek değerlendirme gerektirir.
Bu süreçte en sık yaşanan zorluk, şikâyetlerin geçmesiyle birlikte tedaviyi gereksiz görmeye başlamaktır. Belirtilerin azalması olumlu bir işaret olsa da tedavinin tamamlandığı anlamına gelmez. Hekimin belirlediği süre boyunca sürece bağlı kalmak, kısa vadede hissedilen rahatlamanın kalıcı olmasını destekler.
Kontrole Dönüş ve Tekrar Tedavi İhtiyacı
Kontrol randevusunun zamanı hekim tarafından belirlenir. Şikâyetleri devam eden kişilerde, boğaz tutulumu bulunanlarda ve gebelerde tedavi sonrası kontrol testi genellikle önerilir. Testin çok erken yapılması yanlış pozitif sonuca yol açabileceği için hekimin belirttiği süre beklenmelidir.
Yeniden enfeksiyon riski özellikle ilk aylarda daha yüksektir. Bu nedenle tedaviden birkaç ay sonra tekrar tarama yapılması birçok durumda önerilir. Bu tarama, belirtisiz seyreden yeni bir bulaşın erken yakalanmasını sağlar.
Tekrar tedavi gereken durumlarda antibiyotik seçimi genellikle kültür ve duyarlılık sonucuna göre yeniden yapılır.
Bu, ilk tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez; direnç ve yeniden bulaş gibi faktörler böyle bir gereklilik doğurabilir. Sürecin hekim değerlendirmesiyle yönetilmesi, uygun tedavinin belirlenmesi açısından önemlidir.
Kontrol randevusunda yalnızca test sonucu değerlendirilmez; şikâyetlerin seyri, ilaca bağlı yan etkiler, partnerin tedavi durumu ve korunma alışkanlıkları da gözden geçirilir.
Gerekirse eşlik eden diğer enfeksiyonlar için ek tetkik planlanır. Bu bütüncül bakış, sürecin gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığını anlamanın en güvenilir yoludur.
Şikâyetler tedaviyle geriledi ise: hekimin belirlediği zamanda kontrole gelinir.
Şikâyetler devam ediyorsa: yeniden değerlendirme ve kültür incelemesi yapılır.
Boğaz veya rektum tutulumu varsa: tedavi sonrası kontrol testi önerilir.
Partner tedavi olmadıysa: yeniden bulaş riski nedeniyle partner yönlendirilir.
Gebelik mevcutsa: daha yakın takip ve doğum öncesi yeniden değerlendirme planlanır.
Sonuç
Bel soğukluğu tedavisi, adının çağrıştırdığının aksine bel bölgesiyle değil, gonore adlı cinsel yolla bulaşan bakteriyel enfeksiyonla ilgilidir. Doğru testle tanı konulduğunda ve uygun antibiyotik hekim gözetiminde kullanıldığında genellikle iyi yanıt alınan bir durumdur.
Kadınlarda sessiz seyredebilmesi, bu enfeksiyonun en dikkat gerektiren yönüdür. Fark edilmeyen bir tablo pelvik inflamatuar hastalık, dış gebelik riski ve tüplerde hasar gibi sonuçlara yol açabilir.
Riskli bir temas sonrası şikâyet olmasa dahi test yaptırmak, ileride yaşanabilecek sorunların önüne geçmenin en pratik yoludur.
Tedavinin başarısı ilaç kadar sürece uyuma da bağlıdır. Kürün tamamlanması, cinsel perhiz kuralına uyulması ve partnerin de değerlendirilmesi olmadan kalıcı sonuç almak zorlaşır. Partnerle yapılacak konuşmayı suçlama üzerinden değil, ortak sağlığı koruma amacıyla yürütmek süreci kolaylaştırır.
Akıntı, idrarda yanma, kasık ağrısı gibi şikâyetleri olan ya da partnerinde enfeksiyon saptanan kişilerin gecikmeden bir hekime başvurması önerilir. Samsun Atakum'daki muayenehanemizden randevu alarak tanı, tedavi ve takip sürecini gizlilik esasıyla planlamak mümkündür.


Hazırlayan ve inceleyen
Prof. Dr. Aşkı Ellibeş Kaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Son güncelleme: 6 Ağustos 2026
Hekim onaylı
Bu sayfadaki içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi kararı yalnızca muayene sonrasında hekiminizle birlikte verilir.
Sık sorulan sorular
Hayır, güvenilir biçimde kendiliğinden geçmesi beklenmez. Şikâyetler bir süre sonra hafifleyebilir, ancak bakteri vücutta kalmaya devam edebilir ve sessizce ilerleyerek üreme organlarında hasara yol açabilir. Uygun antibiyotik tedavisi hekim değerlendirmesiyle mutlaka uygulanmalıdır.
İlgili hizmetler
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar başlığı altındaki diğer konular.

Bir randevu ile başlayın
Size en uygun günü ve yaklaşımı birlikte belirleyelim. Görüşmeleriniz gizlilik esasıyla yürütülür.


